29 Ocak 2016 Cuma

Bitter Çikolatalı "Islak Kek"...

Bir tatlı tarifi ile tekrak karşınızdayım.
Browni yapmak için yola çıkan ben, bildiğin ıslak kek ile karşılaştım ve o nedenle tarifi "bitter çikolatalı ıslak kek" olarak yorumladım.
Lezzetli bir kek oldu... Dün yaptım ve bugün yerinde yeller esiyor, kek&kurabiye hiç fark etmez, lezzet şahaneyse bizim aile için hemen tüketmelik oluyor ve ertesi gün bitiveriyor:)...


Hafta sonu için alternatif bir tarif olabilir sizin için:)
Lafı çok uzatmayıp, hemen tarife geçiyorum dostlar...

Malzemeler;
3 yumurta
2 su bardağı toz şeker
Yarım su bardağı sıvı yağ
1 su bardağı süt
1 paket kakao
100 gr bitter çikolata
2 yemek kaşığı tereyağ
1 çay bardağı dövülmüş ceviz
Yarım çay bardağı süs şekeri ( çikolatalı )
1 paket kabartma tozu
1 paket vanilya
2,5 su bardağı un

Hazırlanışı;
Terayağı ile birlikte bitter çikolatayı benmari usulü eritiyoruz.


Süt ve sıvı yağı, şeker ilave edip karıştırarak kıvam almasını sağlıyoruz, karışıma benmari usulü erittigimiz bitter çikolata ile birlikte kakaoyu da ekliyoruz.


Bu karışımdan 1,5 su bardağı ayırıyoruz, nedeni ise; kekin üzerine daha sonra bu karışımı dökeceğiz...
Kalan kısma yumurtaları, ceviz içi ve süs şekerini ilave ediyoruz.
Son olarak azar azar un ile birlikte, kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip çırpmaya devam ediyoruz...
Hazır olan karışımı, keki pişireceğimiz kaba boşaltıyoruz ve 160°C / 170°C lik fırında pişiriyoruz...
İlk 20 dk.  fırınınızın kapağını açmayın, kekin pişip pişmediğini isecbir kürdan yardımı ile kekin orta kısmına batırarak anlayabilirsiniz.
Kürdan temiz çıkıyorsa kekiniz pişmiştir:)


Pişen keki sıcak iken dilimliyor ve ayırdığımız karışımı önce dilim yerlerinden gezdirip tamamına döküyoruz...
Süslemek için parça çikolata ve süs şekeri serpebilirsiniz:)


Afiyet olsun...
Sağlıcakla, "hoşçakalın" :)




27 Ocak 2016 Çarşamba

Hakan Mengüç "İlişkilerin Bilinçaltı"...

22.Aralık.2015 günü...
Gecikmiş bir yazı ve değerlendirme...
Hakan Mengüç ismini, face şirket beğen sayfamda "sana alternatif sayfalar sunuyor ya facebook" orada gördüm fakat hiç ilgilenmedim sadece görsel olarak "yakışıklıymış" deyipte sayfasına dahi bakmamıştım. Taaki bir arkadaşımın "... kişi bu etkinliğe gidiyor" diyene kadar.
Bende bir merak oluşmaya başladı, kimmiş bu ya Denizliye de konferansa geliyormuş dedim ve çok az bir araştırma ile bende o davete katılıyorum dedim ve katıldım.


Hakan Mengüç kimdir diyenler buraya tıklayabilir...
Terapist ve Yaşam Koçu Hakan Mengüç 22.12.2015 saat 13:00 Denizli PAÜ Konferans salonuna gitmek için yola çıktım ve geç kaldım eyvah şimdi kalabalıktır yer bulamazsam ayakta kalırsam ayakta kalmayı da hiç sevmem bu tarz konferans ve seminerlerde.


Neyse 12:45 te salondayım nasıl kalabalık konferans salonuna bir ordu ile küçük bir kapıdan giriş yapıyorsun küçük küçük adımlarla arkadan seni itiklemelerle salona girdim ve hemen boş bir yer buldum hedefe odaklanıp oturdum...


Çoğu kişi ayakta kaldı ve ben oh be şanslıymışım dedim:)
Ama ne oldu biliyor musunuz? Hakan Mengüç ayakta kalanları sahneye aldı oradan izlemeleri için, daha yakından daha net görüntü ile...
o an düşündüğüm neydi "bazen şansız olduğunu düşündüğün anda, asıl şanslı sen olabiliyormuşsun" o gün ayakta kalanlar en şanslılarımızdı:)


Konferans PAÜ Fikir Mektebi Topluluğu öğrencilerinin katkısı ile düzenlenmiş.


İlk olarak Atamıza saygı duruşu, İstiklal Marşı ve bu topluluktan bir arkadaş Fikir Mektebini tanıttı teşekkürlerini sundu veeee sahnede "Hakan Mengüç"...
Ben fotoğraflarda gördüğüm takım elbiseli gayet bakımlı birini beklerken açık söyleyeyim biraz salaş ve bakımsız geldi... Hayal kırıklığı yaşamadım değil...bu yazdıklarımı okuyorsan bence takım elbise giymelisin Hakan Mengüç, biz seni ciddiye aldık grand tuvalet giyinip geldik eh sende azcık dikkat et Hakan Mengüç...


Neyse moda eleştirmenliğimi bir kenara bırakıp Hakan Mengüçe yani seminere geri  dönüyorum...
Kendinden bahsetti ve benimde dikkatimi ceken bir konuya açıklık getirdi... Obama (ABD Başkanı) Hakan Mengüçü twitterda takip ediyormuş.... Güzel birşey önemli bir isim tarafından takip edilmek, Hakan Mengüç mütevazi bir tutumla Obamanın kendisi değilde danışmanları takip ediyordur dedi ve 2008 yılında Obama'nın hipnotik dil kulanmasıyla alakalı yazısından dolayı dikkat çektiğini düşünüyor kendileri....
Benide Kemal Kılıçdaroğlu takip ediyor mesela:) danışmanları değildir diye düşünüyorum:) ben bu konuda mütevazi olamayacağım kusura bakmayın:)
Seminerin konusu İlişkilerin Bilinçaltı... Katılımcılar gençler, yanımda oturan bayanlardan biride yeni ayrılmış erkek arkadaşından bu seminerden beklentisi çok yüksek umarım beklentiyi karşılamıştır o arkadaş için...


Benim beklentim çok yüksek birşey değildi ama memnun kaldım seminerden...
Kadın erkek ilişkileri arada "ney" dinletisi kabul edelim biraz tasavvufi bir seminerdi, huzur vericiydi...
Uzun zamandırda bu tarz bir etkinliğe gitmeyince keyif aldım.
Seminerde aldığım notlar şu şekilde;
- Kadın erkek farklılıkları ve bakış açısını konu alan bir örnek sundu;
Kadın giyinip kuşandı saç makyaj hepsi tamam, erkeğe soruyor; nasıl olmuşum? cvp: Güzel!!!!
Biz bayanlar için bu cvp yeterli mi? Hayııııır daha fazlasını bekliyoruz dimi:)
Kadın, kadına aynı soruyu sorunca cvp ne/neler olabilir bir düşünün...
Cvp: Ayy şekerim saçın rengi çok güzel olmuş, ayakkabı çantanla uyum sağlamış, rujunun rengine bayıldım vs. vs.
doğru tespit mi? bence evet doğru tespit...
Aslında hepimizin bildiği fakat bunu profesyonel olarak anlatan bir kişi olunca bakış açısı daha farklı olabiliyor... Sahnede başka konular işlenirken, kadın ve erkeğin ayrı bakış açıları olduğu tescillendi onaylandı:)


Burada bir resim paylaşacağım sizinle sizce bu resim doğruyu mu söylüyor? Kadın için renkler, erkekler için renkler...


- Hayal gücümüzü etkinleştirmek, yani yapabilme olanağımız varken buna inanmak ve inanarak yapmak.
Seyit Onbaşı (Seyit Ali Çabuk) örneği verildi, Çanakkale savaşında 275 kg'lık mermiyi tek başına sırtlayan Seyit Onbaşı...
Zafer sonrası Seyit Onbaşı (Seyit Ali Çabuk), o mermiyi kaldıramadı ve simge olması amacıyla, mermi benzetmesi tahta ile poz verdi...


Potansiyeli görüp hayal gücünü etkin kullanmak ve yapabileceğine inanmak, doğrudur...


- En temel bilgi yüz mimiklerinden elde edilir...
Yüz mimiklerini etkin kullanan ben, söylenenleri onaylıyorum:)


- İskambil kartları neyi ifade eder sizin için?
Benim için "pişti" yi ve fal aracı olarak kullandığım kartları ifade eder...
Asıl hikayesini dinledim, bilmiyordum...
52 hafta yılı, mevsimleri, renkleri ise hikayeler barındırıyormuş, çocuklara hikayeler anlatılması düşünülerek hayatımıza girmiş iskambil kartları, ilginç...
Nette bu konuda daha birçok bilgi var...
Şuanda kahvelerde, kumar aracı olarak kullanılmakta... (Elimizde evrim geçirmiş sayılır)


- Kadınların bilinçaltı "güven ve sadakat" a dayalıdır... Bizler bu konuda daha hassas varlıklarız.


- Dürüstlüğe dayalı ilişkiler... (Sindrella benzeri bir hikaye anlatılarak akılda kalıcılığı sağlandı)

- Gözler kapatıldı, sahil kenarına inildi ve cocukluğumuz irdelendi...hayalimizdeki iskele "tahta" ise farklı bir hayat deneyimi "beton" ise daha farklı hayatı çocukluğu simgelediği belirtildi...


Aklımda kalan ve aldığım notlar bunlar:) daha fazlası için Hakan Mengüç sizin oralardan geçerse seminer ve konferanslarına katılın derim... bakalım sizde benim gibi keyif alacakmısınız?
En azından yeni bilgiler edindim ben, o da bir çıtayı daha yükselttim demektir... (bilgiye, bilgi kattım)
Evlerinizde erkek arkadaşınıza ya da eşinize yapmanızı isteyeceğim bir uygulamadan bahsedeceğim şimdi...
Kavanozu elinize alın hiç açılmamış ve eşinize kavanozu verir gibi yaparken " kapağını açarmısın diyin ve hemen geri çekin "sen açamazsın şimdi bunu" diyerek...
Tepkiler ne oldu? bana yazın...
Erkekler güçlü olduklarını ispatlamak isterler her zaman, sen yapamazsın açamazsın dediğinizde ilk tepkileri ne oldu ya da ne olacak??? bekliyorum....
Seminere eşlik eden ney dinletisi ise çok güzeldi, hikayeleri keza öyle...
Huzur duyacağınız ve biran için hayatı sorgulayacağınız, dinleti sunuyorum!! buyurun burayı tıklayın lütfen...


Seminer sonrası, Menguçün giderken fotoğrafını çektim, sürü psikolijisi işte, çok utandım çekerken :) işte o fotoğraf karesi de bu...


Değmiş mi utandığıma??? Cık değmemiş, yandan azcık görülmüş :) araba duraydı iyiydi??
Hakan Mengüçü biraz daha iyi tanıyayım diye wikipedi den az daha araştırdım, hemşehrim çıktı iyi mi? Bursalıymış arkadaş...
Bu adamı parça parça arastırmışım hep, araştırmalarım ve takibim  devam edecek ve "Gerçekten memnun kaldım, ayağınıza dilinize, yüreğinize, emeğinize sağlık"... diyerek konuyu bağlayayım...
Benden bu kadar:) "hoşça" ve "sevgiyle" kalın....


25 Ocak 2016 Pazartesi

Oyuncak Hastanesi mi??? nedir? nerededir?? ne yapar?...

Oyuncak hastanesi hiç duydunuz mu?
Böyle bir hastanenin varlığından bihaber yaşıyormuşum... Heyecanlanmayın bu hastane Türkiye de değil maalesef ki, Avustralyada...100 yılı geçik bir süredirde hizmet vermeye devam etmekte...
Çocuklar için ne kadar farklı bir duygu ve farklı bir bakış açısı değilmi? Düşünsenize bizim çocukluğumuzda böyle bir hastane var ve oyuncağımızı, en sevdiğimiz bebeğimizi kolu koptu haydiii hastaneye tamir ettirmeye:) yani ameliyata:) öyle bir olay yaşasaydım çocukluğumda acaba dünyaya nasıl bir bakış açısıyla bakardım... kim bilir?...


Bisikletimiz vardı bizim daha dogrusu ablamın ilk bisiklet ablama alınmıştı, tekerleği patlardı ve koşa koşa amcama yada selaatin eniştenin oraya tamire götürür, tamir edilir, kaldığın yerden devam o heyecanı yaşamaya... Peki bisikleti olmayan hiç bisiklete binmeyen ? O kişilerle ayrı bakış açılarına sahibiz değil mi? Yaşayan bilir hesabı bu da....
Hülyayla (kuzenim) küçükken peluş oyuncak kavgası edip amcamın peluşu ortadan ikiye ayırıp bir parçasını Hülyanın, diğer parçasını benim elime tutuşturduğunu anımsadımda, o zamanlar çevremizde böyle bir hastane olsaydı, Hülyayla hemen o hastaneye gidip peluşu iyileştirmesini isteseydik doktordan, ya da annem, o ara gelip oyuncağımızla birlikte bizi oyuncak hastanesine götürseydi...nasıl bir duygu yaşardık acaba? Bu duygu gelişim çağımızda bizi nasıl etkilerdi? Sonuç; peluş ikiye ayrıldı oyuncakla  oynayamadık, ikimiz elinde birer parçasıyla ortada kalakaldık :)
Ekinin bir oyuncağı kırıldığında tamir ettiğimizde mutlu oluyor düşünün ki ciddi ciddi oyuncağı için hastaneye gidilecek tamir edilecek ve sağlam bir şekilde Ekin oyuncağına kavuşacak ( o süreçte Ekindeki duygular nasıl/ne olurdu???)....
Bu resme iyi bakın, küçük kızın gözlerine, nasıl çaresiz...çocuğumuzu doktora götürdüğümüzdeki aynı çaresizlik  bakış bekleyişi :)

Bizim için, çocuklarımız....çocuklarımız için ise, oyuncakları çok değerli ve kıymetli...
Az oyuncak alıp o oyuncakları değerli kılabilmelerini sağlamak ise biz ebeveylerin işi...
Bu konuda arsız bir anneyim sanırım ve Ekinde yaptığım yanlışı Yağmurda yapmamak için kendimi frenliyorum zaten frenlemesemde o kadar oyuncak varki bir fazlasına gerek yok....
Neyse konuyu dağıtmayalım...
Türkiyede Hacettepe ünv. bu yönde Oyuncak Ayı Hastanesi etkinligi düzenlemekte, çocuklar oyuncak ayılarını getiriyor muayene ettiriyor reçete yazılıp gönderiliyor...amaç çocukların hastane korkusunu yenmekmiş...Güzel bir adım fakat doğru yerden mi atılmış? bu soru bende hala "?"  işareti taşımakta...



Bu korkuyu bizler yaratmadıkmı elbirliği ile " bak doktor amca iğne yapar....doktor amca acı ilaç verir...yok efendim doktor amca böyle yapar diye diye sonuç ...hastane korkusu... ( tabii yinede Allah kimseyi hastaneye düşürmesin)
Küçükken polisten korkardım, muhtemelen beni/bizi "polisler sizi alıp götürür" diye korkuttular bizimkiler:) şimdi mi? hiç korkmuyorum desem inanacak mısınız? korkmuyorum herhalde :)
Öncelikle bu çocuk hastaneden doktordan neden korkuyor onu araştıralım ...
Bizim ülkemizde de böyle bir hastane olsa olurmu? yada ne bileyim aile hekimliği gibi küçük küçük hastaneler....Oyuncak hastaneleri;)
Avustralyadaki hastane tam anlamıyla profesyonel, işlerini ciddiyetle yaptıklarıda belli... biz bu ciddilikle yaklaşırmıyız olaya bilmiyorum...






Her anne baba yeri geliyor doktor, yeri geliyor hasta oluyor..kendi dünyamızda kendi evlerimizde hepimiz birer oyuncak doktoru sayılırız :) gerekirse bez bebeği diker yamalar çocuğumuza sağlıklı şekilde oyuncağını eline veririz. ..biz anneler böyle varlıklarız işte....
Gelin şimdi bu hastane hakkında detaylı bilgiye...
Detaylı bilgi için burayı tıklayabilirsiniz...



Belki bir gün bizim buralarda da bir oyuncak hastanesi olur ve çocuklarımızın oyun dünyalarına farklı bir bakış açısı getirir bu hastane...neden olmasın? Dedim ya belki bir gün....

"Hoşça" ve "sevgiyle" kalın....



23 Ocak 2016 Cumartesi

Mor İnek Kanvas Mandala Boyama Tablosu Nedir ?

Mandala, Hindistan kökenli dinlerde metafizik veya sembolik bakımdan meta veya mikro kozmosu gösteren şekillere verilen addır. Genel olarak mandala, şekilleri belli bir düzene göre boyamaktır. Genellikle daire veya kare şeklinde olan mandalalar meditasyon nesnesi olarak kullanılabilmektedir.




Mandala severlerin en büyük sorunu severek boyadıkları, keyifli zaman geçirerek renklendirdikleri mandala boyama eserlerini duvarlarına asamamalarıydı. Asmayı başaranlarda dekoratif görüntüye sahip olmadığından şikayetçiydi. Mor inek bunu oldukça dekoratif bir hale dönüştürerek kanvas tablo şekline sokmayı ve mandala severlerin bu tabloları boyayarak duvarlarına asabileceği şekilde tasarlamayı başarmış.



Mor inek mandalalarınızı boyayıp çekmecelere kaldırmaya son verecek güzel bir ihtiyaca cevap olmuş. Üstelik bu kanvas boyama tablosu özel olarak üretilmiş, defalarca hatalı boyasanız dahi silinebiliyor. İsterseniz boyadan tamamen arındırılabiliyor. Yani ıslak mendille silinip, sıcak suylada yıkanabiliyor. 

Özel günlerde sevdiklerinize hediye edebileceğiniz sıra dışı hediyelik eşya arayanlara, hatta adına özel ürettirip unutulmazlığını üst seviyelere taşımak isteyenlere de bir çok farklı seçenek sunuyor.



Mor inek 2016 da en iyi doğum günü hediyesi, en iyi sevgililer günü hediyesi, en iyi yılbaşı hediyesi, en iyi özel gün hediyesi olmaya aday görünüyor. Mor inekle artık kendi boyadığımız ürünlerimizle evimizin duvarlarını renklendirebileceği ürün. En dikkatimi çeken şey ise ölçü konusunda çok doğru bir karar verilmiş olması. Çünkü bu ölçü kolonlara, koridorlara, mutfaklara, banyolara, çalışma ofislerine tekil olarak kullanmak için çok iyi bir ölçü.
 Biliyorsunuz ki büyük ebatlı tablolar sadece geniş alanlarda, 3 ‘lü koltuk arkasında kullanılabiliyor bu da onların daha az tercih edilmesine sebep oluyor.

Mor inek kanvas boyama tablosunun bir diğer artısı ise onu her yerde boyayabilecek ölçüde tasarlanmış olması kafede, parkta, bahçede yada sahil kenarında siz nerede isterseniz orada onu boyarken dinlenecek ve rehabilite olacaksınız. Eminim çokta eğleneceksiniz. Evinizin en çok ilgi gören, en değerli objesi  olacak çünkü onda sizin uğraşlarınız olacak. 

İster kendiniz boyayıp, isterseniz boyamadan sevdiklerinize armağan edebileceğiniz unutulmaz bir hediyedir.
Kendi zevkinize, evinizin mobilyalarına uygun renklerle boyayabileceğiniz konsept bir ev aksesuarı kanvas tablodur.
Eğlenceli bir motivasyon ve rehabilite aracıdır.
İnsan Üzerindeki Etkileri
Mandala boyamak, dikkat oranını arttırdığı gibi beynin sağ lobunu da geliştirir. Bu gelişim, kişinin düşünme kabiliyetini ve yaratıcılık becerisini arttırır.
Çizimlerde renklerin de devreye girmesi, sağ lobun aktif hale gelmesinde ve doğrudan duyguların derinleşmesinde etkilidir.
Bu ürünü boyamak bilinçaltınız ile bağlantıya geçer ve hayallerinizi başarılabilir hedeflere dönüştürmeye yardımcı olur.

Mor İnek Kanvas Boyama Tablosu için Yaratıcı Öneri ve Teknikler
Tablonuzu içten dışa doğru ve sırası bozulmadan boyamanız önemlidir.
Tablonuzun boyamasında su bazlı (yıkanabilir ve silinebilir) keçeli kalemlerin kullanılması önerilir.
Tablonuzda efektif degrade geçişler yaratabilmek  ve hatalı boyama durumlarını düzeltmek için ıslak mendil kullanılabilir.
Ürünümüzü sıcak su ile tamamen temizlemeniz mümkündür.  
Mor inek kanvas boyama tablolarının klasik müzik eşliğinde boyanması, iç huzuru sağladığı yorumları alınmaktadır.

Mor İnek Kanvas Boyama Tablosu Tanıtım animasyon filmi https://www.morinek.co/index.php?mID=386

Mor İnek Kanvas Boyama Tablolarını satın alabileceğiniz web sitesi https://www.morinek.co

Mor inek Kanvas Boyama Tablolarını ismine özel olarak ürettirmek isteyenlere için https://www.morinek.co/index.php?mID=422 


Mor inek Sosyal medya hesapları :    https://www.instagram.com/morinek      ,    https://www.facebook.com/MorinekCo



Mor İnek Kanvas Tabloları Şirket ve İletişim Bilgileri :  
Mor inek Ltd. Şti 
Tuna Mh Sanat Cd. No: 123 Selçuklu İş Merkezi
Çamdibi / İzmir / Türkiye
info@morinek.co
siparis@morinek.co
0232 324 22 77

Bu ürün Türk Patent Enstütüsü tarafından PATENTLİDİR.

Mor inek te tüm ürünler ISO-9001 Kalite Sertifikalı olarak üretilmektedir. 









21 Ocak 2016 Perşembe

Mircan Kaya...Huzurun ve Ninnilerin kadifemsi sesi...

Mircan Kaya ismini hiç duydunuz mu? Ninnilerle tanıdım kendisini, kadifemsi ses tonu o kadar eşsizki yazmadan paylaşmadan edemedim...
Kendisi ile ilgili detaylıca bilgi edinmek isteyenler buraya tık tık lütfen...


TRT Çocuk kanalında rastlamıştım çook uzun zaman önce, Ekinim seviyordu şimdi Yağmurumda seviyor ninnilerini.... Sevdiklerini nasıl mı anlıyorum? Ninnilerine denk geldiğimizde (bizim ninniler)... her ikiside susuyor ve sadece dinliyorlar:) yağmur direk yatış pozisyonuna geçiyor yer mekan konfor aramaksızın :)
Şarkı bitiyor ikiside yüzüme bakıyor ve kaldıkları yerden devam, mola bitti :) rahatlatıcı buluyorlar demekki, bende aynı şekilde çok rahatlatıcı buluyorum sesini...
Ninni söylerken bebeğinize gülümseyerek söyleyin. Araştırmacılar, ninniyi şarkı yolu terapi olarak değerlendiriyorlar ve hayal güçlerine, konuşmalarına, oyun oynama gibi yeteneklerine katkı sağlayabileceğinide ekliyorlar. En önemlisi "sevgi" yi öğreniyor minicik yürekleri...


Mircan Kaya'nın ninnilerinin yanısıra, ilahisine denk geldim ve mest oldum:) ilahiyi son yıllarda sadece mevlütlerde dinleyen ben, bu ses ile rahatladım diyebilirim...
Sizde dinleyin diyerek buraya linkledim...Bakalım begenecek misiniz? 
İlk kitabı ise "Gece Karanlık Çekirge ve Sen" okunacaklar listemde bekliyor...


"Gece Karanlık Çekirge ve Sen" kitabınıda okuyup bloğumda yorumlayacağım....
Benden bugünlükte bu kadar.... 
Kızlarıma en sık söylediğim ninnide;
Dandini dandini dastana,
Danalar girmiş bostana,
Kov bostancı danayı,
Yemesin lahanayı, 
Eee....eee...eee...e :) dir...
Her anne gibi uydurma ninnilerimde oluyor tabi...
Anneler bir bakımada, ninni ozanı sayılırlar :)....
"Allahım isteyen herkese ninni okuyabileceği bir evlat nasip etsin inşallah..."
Sağlıkla, sevgiyle, huzurla, "hoşça" kalın...
Takipte kalın....

19 Ocak 2016 Salı

Gülümse Çekiyorum:) ....

Gülmeyi seven bir milletiz kabul edelim:) gülmek çocukluğumuzdan itibaren bizi mutlu eden bir eylemdir... Çocuklarımızı güldürmek için türlü maymunluklar  yapmazmıyız?
Maymun dedim amma herkesin bildiği gibi maymunları komik bulan insanlar olduğumuz ve bu deyimi hepimiz kullandığımız için söyledim :)


Gülmek, çirkin insanı bile güzelleştiren, içten samimi bir duygudur, içindeki güzelliği ortaya çıkarır bikere...
Kim somurtuk biriyle oturur saatlerce, zaman geçirir? ya da zaman geçirmek ister? Hiçkimse!!! Bende dahil... Güleryüzlü biri sayılırım evet, somurtkan olduğum zamanlarda oluyor ve biliyorum ki o zamanlar çok itici biri olabiliyorum bunu hissediyorum ve saolsun eşim hiç çekinmeden çat diye söylüyor... Hiç çekilmiyorsun diyerek:) kabul ediyorum, bende çekemiyorum...
İlkokulda, ortaokulda, lisede ve hatta üniversitede mutlaka sınıfın bir komiği vardır ve o kişi sınıfta popülerdir, sınıfın en çalışkanı, en yakışıklısı ya da güzeli olmasalarda, ayrıdır o kişilerin yeri unutulmazlar...
Kendimize, kendinize bir sorarmısınız hangi halimle daha güzelim? Yardımcı olmak adına size bir tüyo vereyim, fotoğraflarınıza bir bakın somurtuk ve gülen fotoğraflarınıza, siz hangi sizi daha çok beğeneceksiniz?
Ben gülüşünü sevdiğim bir kaç ünlünün iki halinide resimledim ve size de soruyorum sizce gülmelimi mi?  Gülmemeli mi?

Katie Holmes

Gülben Ergen

Belçim Bilgin

Beren Saat

Gülmenin verdiği enerji fotoğraflara da yansıyor olacakki fotoğraf çekimlerinde hep güleriz...
Sağa bakar güleriz, sola bakar güleriz ya da gülüyor gibi yaparız, hep gülen smile vardır görselimizde:)
Birde havalı olduğumuzu sanıp gülmeyerek verdiğimiz pozlar! Bu pozlara birde güneş gözlüğü eşlik ederse bizden havalısı yok zannederiz :) yalannnn koca bir kandırmaca, kendimiz kanıyoruz ok. hadi bi kaç kişiyide kandırdık, o da tamamda, havalı olmuyor be:) Buna bazen ben bile inanıp böyle  poz vermişliğim çoktur bu yazıdan sonra vermeyeceğim zannetmeyin, mutlaka bir poz atacağım instagrama, illaki:)
Bakın bi tane oldu bile:) Gülümsemeye dikkat edelim please!!somurtuk değilim...


İlkokul, ilk fotoğraf çekimi "peynir " de gülümse:)
Dişi henüz düşmemiş(sütdişli), saçları kısacık, çok çalışkan bir öğrenci değil belki ama gülüşü yeter onun "benim o ben, ilkokul talebesi Ümmü "...Foto deforme olmuş:(

Burdakilerde aile fertlerimizden oluşan gülen yüzler gülen gözler :) Size ait olan herşeyi özellikle yiğenlerimi çok seviyorum...Yeri gelmişken bunuda söylemeliydim:)



Gülmek en çok çocuklara yakışıyor, hep gülsünler :)
Gülben Ergeni bu yönden ca'nı gönülden tebrik ediyorum "Çocuklar Gülsün Diye" projesi olağan başarılı...Buna benzer her projeyi ve fikir babalarını tebrik ediyorum...
Gülmek  o kadar güzel bir eylemki, filmi bile var "Gülen Gözler"... Eski Yeşilçam filmleri nede güzeller, tertemizler değilmi? Adile Naşitli, Kemal Sunallı, Tarık Akanlı,  Minur Özkullu, Zeki&Metin ikilisi daha birçok isim... (Rahmet isteyen ruhlara buradan rahmet gitsin)...
Bu saydığım isimlere ait tüm filmlerde, sizlerde biliyorsunuzki gülme garanti....




Fotoğraflara bakarken bile gülümsediğinizi görür gibiyim:)
Gelelim gülmenin bilimsel gerçeklerine, size buradan bir link vereceğim, tık tık lütfen... 
Kopyala/Yapıştır yapsamda olurdu, link paylaşmak daha kolay sanki....fark edermi bilmem....???
Bu arada sadece bayanlara gülmek yakışıyor gibi bir algı oluşmasın, baylar sizede yakışıyor gülmek diyelim ve konuyu kapatalım:)
"Hoşca" kalın "güleryüzlü"kalın...


Hey sen "Gülümse Çekiyorum"....